Manhem

İş hayatı ve Haklar

Bugünlerde şirkette “Çalışma Saatleri” tartışması alevlenmişken, konuyla ilgili bilgilendirici bir yazıya rastladım bu ayki Macworld‘de. Naci Yavuz, bu ayki köşesinde yılbaşından önce ziyaret ettiği arkadaşlarının çok yoğun olmalarından ve geceli gündüzlü çalışmalarından söz ediyor ve sorduğunda herkesten aynı yanıtı aldığını söylüyor: “Hayır fazla mesai almıyoruz.”. Bunun üzerine bilgilendirici bir kaç paragraf yazmış kendisi, kısa aralıklarla alıntılıyorum buraya:

“Arkadaşlar, haftalık çalışma süresi toplam 45 saattir. Bu süreyi aşan her saat fazla çalışmadır ve birim saat ücretinin %50 fazlası ödenmesi gerekmektedir. Ancak bazı durumlarda denkleştirme yolu izlenir. İşveren bazı zorunlu nedenlerden dolayı sizi bir hafta toplam 50 saat çalıştırmışsa, gelecek hafta 40 saat çalıştırarak durumu denkleştirme hakkına sahiptir. Fazla mesainin illa ücret olarak ödenmesi gerekmez. Çalışılan her fazladan 1 saat için, 1,5 saat hesaplanarak fazla çalışma süreleri şirket dışında “izin” adı altında değerlendirilebilir. Bu yasada da belirtilmiştir.

Çalışan kişiye üstünün ya da işverenin yazılı emri olmadan ve kendi imzası dışında yaptırılamaz. Bazı zorunlu hallerde işveren çalışanlarına rızası olmadan fazla mesai yaptırabilir. Ancak bu zorunlu hal, ajans sahibinin müşterisine verdiği iş teslim süresinin kısalığı yüzünden bütün personelini 2 gün aralıksız çalıştırması anlamına gelmez. Burada işveren az personelle kısa sürede çok iş yapmaya çalışmaktadır.Yapılması gereken, işin gerektirdiği sayıda personel çalıştırılmasıdır. Bütün personelin “yazılı” ya da “sözlü” olarak bu fazla çalışmayı kabul etmesi, işvereni fazla mesainin ödenmesi durumundan kurtarmaz. En önemlisi “sözlü” akit olmaz. Daha sonra olası anlaşmazlık durumu olduğunda, yasa önüne çıkıldığında “sözlü akitlerin” ispat zorluğu söz konusudur.

Sözlü ya da yazılı akit farkının önemini şöyle anlatayım. İşveren size sözlü olarak “işin yetiştirilmesi” gerektiğini ve mesaiye kalınmasını söyledi. Siz yazılı bir belge almadan bunu kabul ettiniz ve fazladan 15 saat çalıştınız. İş bitiminde işveren 15 saatlik fazla mesaiyi ücret olarak ödeyemeyeceğini, bunun karşılığını “serbest zaman” olarak vereceğini söyledi. Bu tam 3 iş günü eder. Siz bunu yine “sözlü” olarak kabul ettiniz ve 3 gün işe gitmediniz. İşveren 3 gün üst üste işe gelmediğinizi “yazılı” bir tutanakla tesbit edip, haklı sebeple işinize son verirse (yasal hakkı) siz hiç bir şey yapamazsınız! Mahkemede 3 gün işe gelmemenin gerekçesini yazılı bi belgeniz olmadan isbatı oldukça zor bir durumdur.

Fazla mesailerin toplamı yılda 270 saatten fazla olamaz. Fazla mesaisini yapan çalışan, mesai bitiminden sonra 11 saat geçmeden tekrar çalışmaya devam ettirelemez. Fazlaya ilişkin haklarınızı istemekten çekinmeyin ve utanmayın. Unutmayın, sessiz kaldığınız sürece işveren: “Nasıl olsa itiraz etmiyor, daha fazla yararlanayım” düşüncesine yönelecektir.”

Ne çalışan, ne iş, ne de müşteri etiğinin bir türlü oturmadığı sektörümüzde bu gibi ufak görünen detaylarda dikkatli olup, haklarımıza sahip çıkmak bu düzeni değiştirmek için iyi bir başlangıç diye düşünüyorum.

2 Responses

  1. Ahmet Faruk Nacaroğlu Says:

    Profesyonelliğin gereği olarak fazla mesaiye kalmak olmaz. Eğer kalırsak fazladan ücret elmak lazım.

    Bir de sıkı rekabet koşullarında sadece firmalar değil, işçi/çalışan pazarında da rekabet olduğunu unutmayalım…

  2. Ozan Says:

    Hakkınızı aramayın. Sonra tepenize çıksınlar…

Leave a Comment

Please note: Comment moderation is enabled and may delay your comment. There is no need to resubmit your comment.