Biz Sizin İçin Varız

Politikacıların en sevdiği laftır herhalde bu. Yüzsüzlüğün doruk noktasıdır kanaatimce. Hala inanan var mıdır buna bilmiyorum ama blog yazarlarının kopyala+yapıştır’cılar için yaşadığı bir gerçek.

Aslında yeni bir şey değil bu. Daha önce birçok blog yazarının başına geldi. Ünlü gazetelerden tutun, Internet’in karanlık dehlizlerindeki sitelere kadar defalarca birçok blog yazarının yazıları çalındı. Anafikir‘in sahibi Selim Yörük’ün başına gelense en ilginç olanlarından biri. Sevgili Selim sitesinde gayet nazik bir dille durumu açıklamış.

Blogcu sistemi altında yayınlanan bir çok sitenin içerik sorunları yaşaması da yeni bir şey değil. Junkie Bey‘in de bu konudaki isyanı sonrası yaşananlar malum.

Bir şeyle üretmek için düşünmek, çabalamak, yorulmak gerek. Siz hiç zahmete gireyin. Biz zaten bunun için varız. Durmayın hemen kopyala+yapıştır yapın. Bakın ne kadar kolay. Aman sabahlar olmasın!

Bu yazı ilginizi çektiyse bunları da okuyabilirsiniz:

  • Benzersiz bir yazı

“Biz Sizin İçin Varız” için 4 Yorum yapılmış.


  1. 1 Emrah

    Düşünmek yanlızca “blogger” a ait bir kavram mıdır? Eğer öyleyse, yeni bir insan türü ortaya çıkmış demektir. insanların yaratıcılığı yada niyetlerine kategori oluşturulmadan önce bir kaç kez düşünülmeli ve o insan neyi ne amaçla yaptığı iyice araştırılmadan “baak gördünmü çalmış işte” denmemelidir.

    Hem de hiç bir diyaloğa girilmeden. Blog sistemi yapısı gereği, herkese açık ve ücretsizdir, eğer kopyala yapıştırın önüne geçilmek isteniyorsa, üyelik sistemi ile işlem yapılmalıdır yoksa bunun koruma mekanizması ancak “bak bizden çalanları böyle …den alıp …a sokarız” gibi bir yöntem olacaktır…

    Unutmamak gerekir ki çoğu blog yazarı da ingilizce metinleri türkçeye cevirip birkaç ahkam yazıp aha araştırma yaptım deyip yayınlamaktadır, bu da sanırım kopyala yapıştırın şirincesi oluyor… Bence bu gibi bir durumla karşılaşıldığında önce durumun muhatabıyla diyaloga geçilmeli uyarılmalı eğer karşılığında daha büyük bir arsızlıkla karşılaşılıyorsa o zaman bu gibi bir yonteme geçilmelidir diye düşünüyorum, şahsen atölyedeki yaznın muhatabı olarak bu gibi uygulamalardan rahatsızım ve beni karalayan hatta; yaratıcılığıma, şahsiyetime, aleni bir şekilde saldıran bu olayıda kınıyorum, blogculuk belirli bir zümreye ait bir tekel değildir.

  2. 2 Fatih Taşkıran

    Sevgili Emrah, benim “düşünme” kavramı üzerinde tekelcilik gibi bir iddiam yok. Blogger’ları bu mertebeye yükseltme niyetinde değilim. Aksi takdirde tarih boyunca insanlığın gelişimine katkıda bulunmuş binlerce “düşünce” üstadına haksızlık etmiş olurum.

    Yazımızın konusu senin blog değil aslında. Atölye’de yaşanan durum ikinizin arasında bir şey. Ben sadece son durumdan bahsederken geçmiş bir olaya atıfta bulundum. Ama son durumda konunun muhatabına erişelecek imkan yok ve toplamda 100′e yakın yazıdan bahsediyoruz. eğer olayın aslı bir yanlı aşnlaşılma ise Atölye örneğini de yazıdan kaldırayım hemen. Bunu açıklarsan sevinirim.

    Blog sisteminin yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Şöyle düşünelim: herhangi bir yazarın Internetteki yazısını alıp altına imza atmak neyse, bir blog yazısını da referans vermeden kulanmak öyledir. Sırf bu yanlış anlaşılmayı önelemek için siteye “Kullanım Koşulları” koydum. Bu sayfayı incelemeni öneririm.

    Benim amacım her yerde söylediğim gibi “paylaşmak” ve birilerinin benim yazılarımı kullanması beni rahatsız etmez. Ama kaynak göstermeden altına imza koymak pek de etik değil gibi geliyor bana. Blogçuluk tabii ki kimseye ait bir kavram değil. Ama Internet ortamında sırf kişisel bir ürün diye, başkasının içeriğini sahiplenmek de hoş değil

  3. 3 Junkie

    Eğer bir çalma işi varsa ki noktası virgülüne kadar burada kaynak belirtilmesse, her ne amaçla yaparsa yapsın yazının sahibi izin vermediği sürece her türlü suçlusunuz. Ben onu bilir onu söylerim.

    Blogcu olayında söylemek istediğim birşey var. Blogcu’da birkaç kişiyi okuyordum harbiden. Ama genel olarak dandik ve seviyesiz yazılar yazılıyor. Copy+Paste filan. Hadi onu geçtim yazdıkları günlük şiir bilmece ve fıkra tarzı yazılara blog demeleri beni çileden çıkardı.

    19 yaşın verdiği ateşi başındalık belki denyo dememe sebep oldu, bu konuda haksız olabilirim ama onlarında ısrarla “üstad blogcu” tribine girmelerini, ingilizce sistemi türkçe yapıp temcit pilavı gibi önüne sürmelerini nasıl oluyorda hala savunuyorlar, göklere çıkarıyorlar anlamıyorum.

    MynetSite görevini görüyor şuan blogcu. Türk internetine muhteşem kaliteli katkıda bulunuyorlar, en usta blogcular 40 yıllık yazarlar orada çünkü. Biz boşa kulaç atmaya devam edelim, millet zaten anasının karnından blogcu olarak çıkmış :)

  4. 4 Emrah

    Evet haklısınız, konuya olan pozitif yaklaşımınız için teşekkür ederim, yorumumu yayınlama nezaketinde bulunduğunuz için de teşekkürler, yazınıza müdahale etme gibi bir cürretim asla olamaz, benim başıma gelen olay bir nevi yanlış anlaşmalar (daha doğrusu anlaşamamalar, monolog) silsilesi içinde olduğu için böyle bir hassasiyeti gösterdim, ancak linklerinide verdiğiniz kimi yazılar internet özgür diye, sırf kişisel diye de bu kadar yüklenmek durumunda olmamalılar, belkide ağzım yanmış olmasa bu denli bir yaklaşımda da ben bulunmayacaktım ama bu değil ki o kadar da yükleneceğim yada yüklendireceğim. Gündelik yaşantımda birisi gelip bu sözleri söylese sanırım pek iyi halde kalmazdı, çünkü haysiyet ve şeref kim olursa olsun bu denli irdelenemez. Tabi ki bunlar kendi açımdan yansıyanlar, elbette ben yazdım diyerek yaklaşmanın hoş görülür bir yanı olamaz. Yineliyorum ki bunun hassas çizgisi iyice belirlenmeli ve diyaloğa girilmeden (yaklaşımınız için yine teşekkürler) kimi haksız ithamlarda kaçınılmalıdır…

Yorum yapın