Bugün sevgili Mehmet Doğan, sitesinde bazı sebepler sıralayarak blogunu kapattığını açıklamış. Yazıyı okurken sitesinin açıldığı ilk günlere gittim adeta. Tanışmamıza, internet üzerinden başlayıp sonradan ete-kemiğe bürünen dostluğumuza, Dolmakalem günlerimize dek bir çok hatıra sırasıyla gözümün önüne geldi. Yazının üslubundan bir veda yazısı olmadığı, kalıcı olarak bir ayrılığın sözkonusu olduğu anlaşılıyor.
Kitabından güzelim yazılarına dek bir çok kez buraya konu olan Altı Üstü Tasarım, Türkçe bloglar arasında ayrı bir yere sahipti. Kendisine güzel çalışmalarından ve ağzımızda bıraktığı harika tattan dolayı teşekkür ediyorum. Elveda Altı Üstü Tasarım.
Efendim nihayet uzunca bir zamandır aklımda olan ve sürekli sitemli mesajlara sebep olan çalışmayı gerçekleştirebildik. Eski Manhem’in bütün arşivini yeni Manhem’in arşivi ile birleştirdik. Bana kalsa gene çok daha uzun süreler ertelenecek olan bu işin arkasında becerikli asistanımız Seda var. Zira delirmedikçe veya ıssız bir adaya düşüp de bolca vaktim olmadıkça 492 yazı ve 821 yorum’u buraya aktarabileceğimi hiç sanmıyordum. Buna bazı yazıları elemek de dahil.
Devamını oku ‘Eski Manhem vs Yeni Manhem’
Yeni bir mim dalgası şu sıralar blog camiasında seyrüseferde. Sevgili Ferruh‘un yeni mimleme tarzı ile bize de uğradı. Uzun zamandır yazı yazmayan tembel bünyeye faydası olur diye düşünerek ben de ucundan tutayım dedim. Çarpım Tablosu tarafından başlatılan bu mim, enteresan bir içeriğe sahip: en yakınınızdaki kitabın 187. sayfasının ilk cümlesini yazmak gerekiyormuş. Biz de kurallara uyalım, bakalım ne çıkacak:
Devamını oku ‘Mim Dediğin’
“Veda: Ayrılırken birbirine selam ve esenlik dileme.”
Veda kelimesine böyle açıklama getirmiş sayın TDK yetkilileri. Dolayısıyla her ayrılık bir vedadır. Bir de temelli ayrılıklar vardır: Bir daha hiç dönmeyeceğiniz zamanlar… İşte o durumlarda veda değil elveda kelimesini kullanırsınız. Şimdiye dek bir çok veda yazısı yazdım. Bunların hepsi çok kolaydı çünkü hepsi elveda anlamını taşıyordu. Ancak bu sefer durum farklı. Overteam‘e ilk geldiğim gün, iş görüşmesinde “Artık elveda demeyeceğim bir işyerinde olmak istiyorum” demiştim. Sonuç umduğumdan o kadar daha güzeldi ki gördüğünüz gibi buraya kadar hala bir veda cümlesi kurabilmiş değilim.
Devamını oku ‘Bu Bir Veda’dır’
Efendim eskiden buralarda kandil, bayram gibi günlerde karşılıklı tebrikler yapardık. Modern zamanların yok olmuş insan ilişkilerine dair kendimizce bir karşı duruş sergilerdik. Şimdilerde zaten hiç yazamadığımız gibi, özel günleri de atlamaya başlamışız. Bütün okurlarımın, yolu bir şekilde bu sayfaya düşenlerin, kısacası bu yazıyı okuyan herkesin mübarek Regaib Kandili’ni tebrik ederim.
E-postalarla sürekli nabız yoklayan sadık okurlara da müjdeli haberi verelim. Manhem çok farklı bir yapıya ve farklı bir biçime bürünecek. Çok yakında ve kaldığımız yerden devam edeceğiz. Nice kandillere…
YouTube‘da rastladığım hoş bir çalışma. Apple‘ın Get a Mac konseptli reklamlarından yola çıkılmış. Esprili bir şekilde Microsoft-Apple çekişmesini ele almış. En güzel yanı da sonunda olayı Star Wars‘a bağlaması… Sahi bir zamanlar Commodore 64 vardı hatırlar mısınız?
Cumartesi günü daha önce sözünü ettiğim Adobe Creative Suite 3′ün Türkiye lansmanındaydım. Birkaç tanıdık yüzün yanında sektörden değerli kişilerle de tanışma fırsatı buldum. Lansman umduğumdan sönük geçti. Daha önceleri Medyasoft‘un düzenlediği etkinliklerde bile en azından sıcaklık hissi alırdım. Bilkom‘un geleneksel tarzının bunda bir etkisi var mıdır bilinmez ama etkinlikten aklımda kalan yegane şey, sunuş esnasında anlatılan bir öykü oldu. Öyküyü bir çoğumuz bilir aslında. İş dünyasında rekabeti anlatmak için kullanılır durur. Bilmeyenler için şöyle kısaca aktarayım:
Devamını oku ‘Avcılar ve Aslanlar’
Adobe ve Macromedia birleşmesinin gündemi oluşturduğu günlerde en çok sorulan soru doğal olarak “bundan sonra ne olacak”tı. Biz de naçizane bir şeyler karalamış ve görüşlerimizi sıralamıştık. Aradan geçen zaman içinde tahminlerimizi haklı çıkaran bir çok gelişme oldu. Şüphesiz bunların en önemlisi de Adobe’un 27 Mart’ta lansmanını yaptığı Creative Suite 3 Paketiydi. Paketteki her ürün baştan aşağıya bir çok yeniliklerle geliyor. Bu arada tahminlerimizin arasında yer alan “Adobe ve Macromedia ürünleri arasında entegrasyon” konusunda başarılı adımlar atıldığı da görülüyor. Kısmetse zamanla bunlardan bahsedeceğiz. Burada özellikle Dreamweaver‘daki yeniliklere dikkat çekmek istiyorum.
Devamını oku ‘Adobe Creative Suite 3 ve Dreamweaver’
Efendim “temiz” medyamızın “en temiz” gazetelerinden Sabah, “Temiz Internet Kampanyası” başlatmış. Son dönemde Internet üzerinden yapılan dolandırıcılık, çocuk pornosu, spam ve hack çeteleri haberleriyle Türkiye’de Internet’e bakışın olumsuz etkilendiği bir gerçek. Internet’teki sahtekarlık girişimleri yeni bir şey değil. Ancak bizde herşey sonradan keşfedildiği için Internet kullanımın yaygınlaşmasıyla bu gibi münferit olayların çoğalması da gayet doğal. Yine de Inernet’in “kirli”, “kötü”, “pis”, “öcü” veya “boş bir eğlencelik” olarak nitelendirilmesinin ve imajının zedelenmesinin bütün sorumlusu Internet kullanıcıları mıdır?
Devamını oku ‘Temiz İnternet Kampanyası’
Önceki eski uzantılarını saymazsak, Manhem tam beş senedir arz-ı endam ediyor internet aleminde. Bu süre zarfında köprünün altından çok sular aktı. Bloglar popüler oldu, mim diye bir şey icat oldu, türlü versiyonları döndü bloglar aleminde ama Manhem’e ilk defa bir mim dalgası uğruyor. Sevgili Nahnu‘nun başlattığı Beni Kritize Et! adlı mim dalgası, kendisine özel sempatimiz olan Açık Bilgi‘nin sahibi Onur vasıtasıyla Manhem’e gelmiş bulunuyor.
Devamını oku ‘Manhem’de İlk Mim: Beni Kritize Et!’