<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Manhem &#187; Hayat</title>
	<atom:link href="http://www.manhem.org/kategori/hayat/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.manhem.org</link>
	<description>Yaşama dair izdüşümleri..</description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 Jul 2009 13:17:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Elveda</title>
		<link>http://www.manhem.org/2009/04/elveda.html</link>
		<comments>http://www.manhem.org/2009/04/elveda.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2009 23:32:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Taşkıran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[elveda]]></category>
		<category><![CDATA[finish]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[mazi]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.manhem.org/?p=603</guid>
		<description><![CDATA[Dile kolay&#8230; Tam 6 sene olmuş. Yıllardır tuttuğum günlükleri, yanına mesleki bilgilerimi, öğrendiklerimi ve tecrübelerimi de katarak, özet bilgiler halinde paylaşmak amaçlı yola çıkmıştım. Bunca zaman içinde Manhem&#8217;e dair hatıralarım inanılmazdır. Bu yazıyı yazarken her şey film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor. Benim için oldukça zor bir karar. Ama çocuğum gibi baktığım, büyüttüğüm bu güzel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dile kolay&#8230; Tam 6 sene olmuş. Yıllardır tuttuğum günlükleri, yanına mesleki bilgilerimi, öğrendiklerimi ve tecrübelerimi de katarak, özet bilgiler halinde paylaşmak amaçlı yola çıkmıştım. Bunca zaman içinde Manhem&#8217;e dair hatıralarım inanılmazdır. Bu yazıyı yazarken her şey film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor. Benim için oldukça zor bir karar. Ama çocuğum gibi baktığım, büyüttüğüm bu güzel şeyi artık burada sonlandırmak istiyorum.</p>
<p><span id="more-603"></span>Bunun bir çok nedeni var aslında. Burada uzun maddeler halinde sıralayıp değerli vaktinizi de almak istemiyorum. Ama ısrarla merak edenlere benim için en belirgin sebebi söyleyeyim: içimdeki ses&#8230; Çocukluğumun o tatlı ve bir daha hiçbir zaman geri dönemeyecek hatıraları, deneyimleri nasıl zaman içinde eriyerek yok olmuşsa, Manhem&#8217;de artık benim için o kadar temiz, saf ve eğlenceli bir şey değil. Başlangıçta yaşadığm heyecanlardan, samimiyetten, zevklerden mahrum görünüyor ve bana artık tat vermiyor. Bunda hem benim, hem de çevresel etkenlerin payı vardır elbette. Ama bunları sıralayarak, arkasına saklanmak gibi kolaycılığa kaçmayacağım.</p>
<p>Daha önce de dediğim gibi &#8220;yazmak&#8221; benim için bir hastalık ve bu hastalıktan vazgeçmem mümkün değil. Çeşitli farklı platformlarda yazdıklarım ve hala ısrarla tuttuğum kişisel günlüklerimde bu arzumu zevkle tatmin ediyorum. Ama ne yazık ki Manhem bana bu zevki vermiyor. Zevk almadığım ve heyecan duymadığım hiçbir şeyi yapamadığım gibi bunu da daha fazla yapmayacağım. Her zaman olduğu gibi içimdeki sese kulak veriyor ve 6 Kasım 2003&#8242;te yazmaya başladığım bu bloga, bugün son noktayı koyuyorum. Hepinize okuduğunuz, ilginizi, yorumlarınızı ve değerli zamanınızı paylaştığınız için teşekkürler. Başka ortamlarda görüşmek üzere&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.manhem.org/2009/04/elveda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağlamak Güzeldir</title>
		<link>http://www.manhem.org/2009/02/aglamak-guzeldir.html</link>
		<comments>http://www.manhem.org/2009/02/aglamak-guzeldir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2009 14:50:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Taşkıran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ağlamak]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[hüzün]]></category>
		<category><![CDATA[izdüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[malcolm]]></category>
		<category><![CDATA[ruh hali]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.manhem.org/?p=596</guid>
		<description><![CDATA[28 yaşındayım&#8230; Hala çocuk yanlarım var biliyorum. Bugün yine sessizce köşesine çekilmiş ağlayan adam ben değil, o çocuktur. Bu karanlıkların hepsi bana ait. Tüm suçların kaynağı benim. Haytanın tekiyim ben. O çocuk masumdur. O, birçok şeye ağlayacak kadar temizdi. Evet, ağlamaktan söz ediyorum. Hani şu zayıflık belirtisinden. İnsanın topluluk önünde çöküşüne neden olan eylemden. O [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-598" title="crybaby" src="http://www.manhem.org/wp-content/uploads/2009/02/crybaby.jpg" alt="crybaby" width="500" height="235" /></p>
<p>28 yaşındayım&#8230; Hala çocuk yanlarım var biliyorum. Bugün yine sessizce köşesine çekilmiş ağlayan adam ben değil, o çocuktur. Bu karanlıkların hepsi bana ait. Tüm suçların kaynağı benim. Haytanın tekiyim ben. O çocuk masumdur.</p>
<p>O, birçok şeye ağlayacak kadar temizdi. Evet, ağlamaktan söz ediyorum. Hani şu zayıflık belirtisinden. İnsanın topluluk önünde çöküşüne neden olan eylemden. O böyle düşünmezdi. Bunları ben düşünürdüm. Hani şu &#8220;olgun&#8221; olan adam&#8230; O, gözyaşlarıyla ruhunu temizlerdi. Her zaman ağlayacak bir şeyler vardı onun için. Saflık ve temizlik ona göre kavramlardı. Bana göre değil.</p>
<p><span id="more-596"></span>Filistin&#8217;deki babaları kaybolmuş çocuklar&#8217;a ağlardı. Itri&#8217;nin bestelerin ağlardı. Bayramlara, yalnızlığa, şiirlere, öykülere, romanlara, hastalara, Ali&#8217;ye, içten sarılmalara, annelere, aşka, savaşlara, zulümlere, Malcolm&#8217;a, dostluklara, dünyaya, yetimlere, kimsesizlere, yaşlılara, Ömer&#8217;e, sevgiliye, hasretlere, delilere, açlara, gariplere, Hamza&#8217;ya, filmlere, müziklere, insanlığa, hayata ve daha birçok şeye ağlardı.</p>
<p>Uçurumun kenarındaydım. Düşmeme ramak kalmıştı. Elimi uzattıklarım &#8220;Tutarsam acaba ben de gider miyim?&#8221; dediği gün o çocuğu bırakmıştım. O, uçurumun en dibine yuvarlanırken, bu &#8220;adam&#8221; ortaya çıktı. Burası ağlayanlara göre bir yer değildi. Ben de ağlamamalıydım artık. Acımasız oldukça, sevmedikçe, uzaklaştıkça, zulmettiklçe, bencilleştikçe, kendi kendine taptıkça, bir şeyler kazanmak için birilerini feda ettikçe, sevmedikçe, sömürdükçe &#8220;adam&#8221;dın. Böyle olmalıydı modern zamanlarda &#8220;adam&#8221;lık. Yunus&#8217;lar, Mevlana&#8217;lar &#8220;saf&#8221;tı. Onlar hala &#8220;çocuk&#8221;tu ve ben artık onlara çok uzaktım.</p>
<p>O&#8217;nun deyimiyle &#8220;sınıf değiştirmiştik&#8221; bizler&#8230; Başka biri(ler)i olmuştuk. Böyle iyiydik, böyle yüceydik, böyle &#8220;adam&#8221;dık. Saftı diğerleri. Arada bir, birileri çıkıp; &#8220;Ya tahammül ya sefer&#8221; deyip, burunlarımızı sızlatsa da hemen toparlanmakta gecikmedik. Bunca yol katetmiş, buralara tırnaklarımızla gelmiştik. Bu &#8220;konum&#8221;dan, bu &#8220;adamlık&#8221;tan kolay kolay vazgeçecek değildik. Ta ki bu dipsiz karanlık kuyunun sonuna ulaşana dek.</p>
<p>Şimdilerde o saf çocuğun gelip beni bu adam&#8217;ın düşürdüğü karanlıktan çıkarmasını bekliyorum. Yine Nurullah Genç şiirler yazsın, beraber ağlayalım. Yine sahile gidip, kendimizle başbaşa kalalım, dalgalarla birlikte içimizi ıslatalım. Yine Itri bestelerini çalsın, yine bir kahvenin içinde kaybolalım beraberce. Yine birileri bize içten bir şekilde sarılsın, omuzunu ıslatalım. Yine aşık olalım; şimdilerde aşağıladım, aptalca bulduğum o &#8220;hastalıklı ruh hali&#8221; için gözlerimiz kan çanağı içinde uyumayalım gecelerce. Benim gibi &#8220;adam&#8221;lar aşağılasın bizi: &#8220;Kadınlar gibi ağlıyor&#8221; desinler. &#8220;Erkek adam ağlar mı?&#8221; desinler. &#8220;Ağlamak zayıflıktır&#8221; desinler. &#8220;Duygusal olma, profesyonel ol, iş hayatında acıma yoktur&#8221; desinler.</p>
<p>Arınmak istiyorum. İçine düştüğüm bu basit, kirli, çirkef, karanlık kuyudan çıkmak&#8230; Ayağımın altındaki taşları eritene dek ağlamak, hıçkıra hıçkıra, katıla katıla boşanmak&#8230; Ruhumun peşinde olan yanlışlıklardan arınmak, o temiz çocuğa ulaşmak istiyorum. Göbeğimin günden güne büyümesini değil, vücudumun her zerresini ıslatan gözyaşlarımı izlemek istiyorum.</p>
<p>Uzat ellerini. Düşünme &#8220;Tutarsam acaba ben de gider miyim?&#8221; diye. Eğer sen de tutmazsan elimi, beni kimse çıkaramaz bu karanlıktan. Değişim başlasın, temizlenelim hep birlikte. Ölümle nişanlı, ağlamakla evli olalım artık. Bunu sağlayacak tek kudret sensin. İçimde bir yerlerde gömülüsün biliyorum. Tırnaklarımı kanatana dek kazıp, seni bulunduğun yerden çıkartacağım. Yine eski günlerdeki gibi ağlayacağız birlikte.</p>
<p>Ağlamak güzeldir&#8230; Ağlamayan, ağlasın haline.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.manhem.org/2009/02/aglamak-guzeldir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bütün Yollar Yalnızlığa Çıkar</title>
		<link>http://www.manhem.org/2009/02/butun-yollar-yalnizliga-cikar.html</link>
		<comments>http://www.manhem.org/2009/02/butun-yollar-yalnizliga-cikar.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2009 15:46:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Taşkıran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[his]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.manhem.org/?p=591</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazı bir aşkın öyküsü aslında. Belki de ölene dek sürecek bir bağlılığın hikayesi. Çok öncelerden, çocukluğumdan başlayabilirim bu öyküye. Uzunca zamandır, tanıştığımı bilip de bir türlü adlandıramadığım bu kavramın adını ilk duyduğum an hissettiğim şeylerden&#8230; Öylesine yoğundu ki o sıralar içimdeki yalnızlık; kelimenin tam anlamıyla aşık olmuştum bu duyguya. Benim için vazgeçilmez bir şey [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazı bir aşkın öyküsü aslında. Belki de ölene dek sürecek bir bağlılığın hikayesi. Çok öncelerden, çocukluğumdan başlayabilirim bu öyküye. Uzunca zamandır, tanıştığımı bilip de bir türlü adlandıramadığım bu kavramın adını ilk duyduğum an hissettiğim şeylerden&#8230; Öylesine yoğundu ki o sıralar içimdeki yalnızlık; kelimenin tam anlamıyla aşık olmuştum bu duyguya. Benim için vazgeçilmez bir şey olmuştu. Kendimle başbaşa kalmak, kendimi dinlemek, bana inanılmaz zevk veriyordu. İçimdeki boşluğun beni hızla içine çektiği dipsiz bir kuyu olduğunu anladığım o an, hayatımdaki devrimlerden biridir. Bu &#8220;yalnız kalmak&#8221; ile alakalı değil, &#8220;yalnız hissetmek&#8221; ile alakalı bir durum. Biraz anlatmaya çalışayım isterseniz.</p>
<p><span id="more-591"></span>Çevrenizde bir çok kişi olabilir. Arkadaşlarınız, eşiniz, dostunuz, sevgiliniz, aileniz, komşularınız, kısacası hayatınızda ki herkes sizi çok sevebilir, önemli sayabilir, değer verebilir. Fakat siz yine de kendinizle başbaşa kaldığınızda içinizdeki o derin yalnızlığı hissedersiniz. Yalnız olduğunuz duygusu hızla kuşatır içinizi. Bir süre sonra da içinden çıkamadığınız bir girdaba dönüşür. Bir çok şey yaşarsınız, seversiniz, sevilirsiniz, eğlenir, güler, üzülür, paylaşırsınız herşeyi birileriyle. Ama içinizden bir ses hep size: &#8220;bunu biz yapıyoruz, onlar değil&#8221; der. İşte o ses, yalnızlığın sesidir. Sonrasında okuduğunuz her kitapta, izlediğiniz her filmde, dinlediğiniz her şarkıda, zevk aldığınız, nefret ettiğiniz her şeyde onu görür, hisseder, izlerini takip edersiniz.</p>
<p>&#8220;Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz&#8221; <a title=" Yalnızlık Paylaşılmaz" href="http://aruz.com/o_asaf/o_asaf_yalnizlik_paylasilmaz.htm" target="_blank">derken</a> bu duygunun yüceliğine atıfta mı bulunuyordu acaba  Özdemir Asaf? Ya da &#8220;<a title="idefix - Yalnızlık Sözleri 1" href="http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=RRRBEIP42S0S0E8JGGLI" target="_blank">Yalnızlık</a> <a title="idefix - Yalnızlık Sözleri 2" href="http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=RW7Y1XO4R01OTXNZLS38">Sözleri</a>&#8220;nde en içten ve mahrem duygularını paylaşan,  &#8220;hayatımın adamları&#8221;ndan <a title=" Ali Şeriati maddesi" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ali_%C5%9Eeriati" target="_blank">biri</a>, bu duyguyu yenmeye mi çalışıyordu? Yüzyıllar boyunca binlerce şair ve yazar hep neden yalnızlığı anlatmaya, bunu vuslatla yenme çalıştılar ve hep yalnız öldüler? Peygamber acaba &#8220;hüzün yılları&#8221;nda yalnızlığı iliklerine dek hissetmiş miydi? Ebu Bekir&#8217;e mağarada &#8220;üzülme Allah (c.c.) bizimle beraberdir&#8221; derken Ebu Bekir&#8217;in yalnızlık duygusunu bertaraf etmiş miydi? Tasavvuf ehli olanlar ölünce vuslata ereceklerini düşünüp, yalnızlık hislerine gem vurabilmişler midir? İnzivaya çekilenler yalnızlıklarıyla yüzleşip, onu yenebilmişler midir? İnsanlar sigaraya özentilikten mi yalnızlık korkusundan mı başlar? Oralarda bir yerlerde blog yazan veya bunlara yorum girenler yalnızlık korkularını yenmeye mi çalışmaktadır? Bütün çabaların, hayatın, mücadelenin özünde hep aynı yalnızlık korkusu mu vardır?</p>
<p>Ve ben: Bu kadar çok sevdiğim, derinlemesine yaşadığımı söylediğim bu duyguyu sizlere anlatmaya çalışarak, onu açıklamaya mı yoksa onu umutsuzca yenmeye mi çalışıyorum. Yukarıdaki satırlar boyunca bunu başaramadığımı görüp, gene karanlık kuyuma geri mi döneceğim? Bu sonsuz girdap ne zaman sona erecek? İnsanlar bu duygunun aslında hayatın ta kendisi olduğunu ne zaman kendilerine itiraf edecekler? Bu soruların cevabı ne yazık ki bende değil. İçinizdeki yalnızlıkta saklı olmalı. Bildiğim tek şey var: Bütün yollar yalnızlığa çıkar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.manhem.org/2009/02/butun-yollar-yalnizliga-cikar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayatımın Kadınları</title>
		<link>http://www.manhem.org/2009/02/hayatimin-kadinlari.html</link>
		<comments>http://www.manhem.org/2009/02/hayatimin-kadinlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2009 09:16:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Taşkıran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[tecrübe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.manhem.org/?p=588</guid>
		<description><![CDATA[Farkında olmasa da herkesin &#8220;hayat&#8221; dendiğinde anladığı şeyi özetleyen tek bir kelime vardır. Hayatın özüdür onun için. Hayat uçsuz bucaksız bir deniz ise, bu şey; o denizin en coşkulu ve aynı zamanda en dingin yerinin adıdır ona göre. Huzur kaynağı, yegane zevki, görünce yüzünün güldüğü, sahip olunca tüm dünyanın onun olduğunu hissettiren bir şey. Simyacı&#8217;da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Farkında olmasa da herkesin &#8220;hayat&#8221; dendiğinde anladığı şeyi özetleyen tek bir kelime vardır. Hayatın özüdür onun için. Hayat uçsuz bucaksız bir deniz ise, bu şey; o denizin en coşkulu ve aynı zamanda en dingin yerinin adıdır ona göre. Huzur kaynağı, yegane zevki, görünce yüzünün güldüğü, sahip olunca tüm dünyanın onun olduğunu hissettiren bir şey. Simyacı&#8217;da &#8220;Kişisel Menkıbe&#8221; de denir buna. Kimi için paradır bu, kimi için kariyer, kimi için statü, kimi için sanat&#8230; Liste uzar gider. Benim için bu kelime veya kavramın adı &#8220;kadın&#8221;dır.</p>
<p><span id="more-588"></span>Yukarıdaki sözleri söylediğimde bir toplantı sonrası yemekteydik ve masadaki 10-15 kişinin hepsinin yüzünde de aynen bu satıları okuyan sizler gibi şaşkınlık ifadesi vardı. Her ne kadar insanlara garip gelse de ben böyle düşünüyordum. Dünyada biz erkeklerin sahip olduğu en iyi şey, bence kadınlardır. Alalh&#8217;ın b iz erkeklere en büyük lütfu&#8230; Diğer bütün hedeflerinizi, zevklerinizi, yaşam kaynağınızı bir düşünün. Hangisi bir kadın kadar iyi bir seçim olabilir? Bunu sapkınlığa, zaafa veya klasik söylemlerle; bastırılmış duygu ya da dürtülere boşuna bağlamaya çalışmayın.</p>
<p>Önce kendinize itiraf edin: Dünya kurulduğundan beri binlerce sanatçı, edebiyatçı, bilim adamı ve düşünür bize kadınları anlatmaya çalışmadı mı? Her kadın bir güzellik timsali değil midir? Değilse neden halâ güzel olan bir şeyi anlatmak için kadınları örnekliyoruz. Bir ürün veya hizmeti tanıtırken neden halâ kadınlar kullanılıyor? Neden dünyayı yönettiğimizi sansak da geri planda iktidar hep kadınlarda? Kadınlar benim hayatımın -itiraf etmekten çekindiğiniz halde sizin de- yegane güzelliği ve umarım hep öyle kalırlar.</p>
<p>İşte bu yüzden size &#8220;Hayatımın Adamları&#8221;ndan önce kadınlarından söz ediyorum. Çünkü geriye dönüp baktığımda; hayatımdaki her kadın hayat tecrübeme ve dolayısıyla kişiliğime, iyi veya kötü katkıda bulunmuş. Üstelik bunu &#8220;Hayatımın Adamlar&#8221;ından çok daha kalıcı ve etkili bir şekilde yapmışlar. Yaşayanlar bilir: bir ilişkiye girdiğiniz gibi çıkmazsınız. En sıradan ilişki bile size, hayat tecrübenize, kişiliğinize veya davranışlarınıza mutlaka bir şeyler katar. Bir ilişkiden sonra pişmanlık veya mutluluk, her ne hissederseniz hissedin; yaşananlar sizin hayata ve insanlara bakış açınızı etkileyen bir katkı yapmıştır. Tıpkı bir kale yapılırken ustaların eklediği her taş gibi her kadın da benim kaleme bir taş koymuş.</p>
<p>Bu vesileyle hayatımın bütün kadınlarına buradan sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Ve siz dünya üzerindeki tüm kadınlar: İyi ki varsınız ve iyi ki hayatımızdasınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.manhem.org/2009/02/hayatimin-kadinlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>29</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2009&#8242;da Bir Doğum Günü Çocuğu</title>
		<link>http://www.manhem.org/2009/01/2009-da-bir-dogum-gunu-cocugu.html</link>
		<comments>http://www.manhem.org/2009/01/2009-da-bir-dogum-gunu-cocugu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2009 17:28:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Taşkıran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[doğum günü]]></category>
		<category><![CDATA[manhem]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yeni yaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.manhem.org/?p=567</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık bir haftadır kaygı ile beklediğim gün sonunda geldi. Ama bu defa beklediğim gibi melankolik bir doğum günü geçiremedim. Çünkü bu defa bir önceki yazıda bahsi geçen harika insanlar önce bir gece yarısı sürprizi yaptılar. Sonrasında ise günboyu gelen telefon, mesaj, mail vb yollarla gelen kutlamalar beni iyice şımartır oldu. Üstüne bir de gelen inanılmaz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık bir haftadır kaygı ile beklediğim gün sonunda geldi. Ama bu defa beklediğim gibi <a title="Yazı: 25 Yılın Serencamı" href="http://www.manhem.org/2006/01/25-yilin-serencami/" target="_blank">melankolik</a> bir doğum günü geçiremedim. Çünkü bu defa <a title="Yazı: Elveda 2008" href="http://www.manhem.org/2008/12/elveda-2008/" target="_blank">bir önceki yazıda</a> bahsi geçen harika insanlar önce bir <a title="Friendfeed: Bugün (12.01) Fatih Taşkıran'ın (Manhem) doğum günü. :)" href="http://friendfeed.com/e/d1d1df8d-18f7-4d00-8878-8997e1e0fd49/Bug-n-12-01-Fatih-Ta-k-ran-n-Manhem-do-um-g/" target="_blank">gece yarısı sürprizi</a> yaptılar. Sonrasında ise günboyu gelen telefon, mesaj, mail vb yollarla gelen kutlamalar beni iyice şımartır oldu. Üstüne bir de gelen inanılmaz güzellikteki çiçekler ve ofiste beklemediğim bir şekilde sıradışı kutlama partisi&#8230; Ayaklarım iyice yerden kesildi. Sanırım geçirdiğim en güzel doğum gününü yaşıyorum.</p>
<p>Bundan sonra sanırım doğum günlerimi; gelmesini bir türlü istemediğim, melankoli dolu günler olarak beklemeyeceğim. Tam tersine iple çekeceğim. Teşekkürler herkese! İyi ki varsınız ve iyi ki hayatımdasınız&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.manhem.org/2009/01/2009-da-bir-dogum-gunu-cocugu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nerede Kalmıştık?</title>
		<link>http://www.manhem.org/2008/10/nerede-kalmistik.html</link>
		<comments>http://www.manhem.org/2008/10/nerede-kalmistik.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2008 13:46:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Taşkıran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.manhem.org/?p=544</guid>
		<description><![CDATA[6 ay&#8217;ı aşkın zaman olmuş buralara uğramayalı. Bu verdiğim en uzun ara&#8230; 70&#8242;i aşkın yorum birikmiş. Buna rağmen ümidi kesmeyen takipçiler e-posta kutusunu da doldurmuşlar. Yazma açlığımı bunca zamandır sadece günlükler ve çeşitli başka defterle doyuruyorum. Ama sanırım dayanamayacağım. Tekrar başlıyoruz, yola koyuluyoruz hep beraber. Bu defa şirket/ürün meselelerine alabildiğince az değineceğim. Daha çok halihazırda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>6 ay&#8217;ı aşkın zaman olmuş buralara uğramayalı. Bu verdiğim en uzun ara&#8230; 70&#8242;i aşkın yorum birikmiş. Buna rağmen ümidi kesmeyen takipçiler e-posta kutusunu da doldurmuşlar. Yazma açlığımı bunca zamandır sadece günlükler ve çeşitli başka defterle doyuruyorum. Ama sanırım dayanamayacağım. Tekrar başlıyoruz, yola koyuluyoruz hep beraber.</p>
<p>Bu defa şirket/ürün meselelerine alabildiğince az değineceğim. Daha çok halihazırda web dünyasında dönen gelişmeler ve mesleki durumlara/sanal hayatlara derinlemesine bakacağız gibime geliyor. Yine de belli olmaz. Herşeyi yapabilirim! Bütün bunları yaparken, her zaman olduğu gibi hayatı da ıskalamayacağız tabi ki.</p>
<p>Sözün özü: &#8220;<em>Bir gece ansızın gelebilirim</em>&#8221; <img src='http://www.manhem.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.manhem.org/2008/10/nerede-kalmistik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet&#8217;e Sahip Çıkın Artık</title>
		<link>http://www.manhem.org/2008/03/cumhuriyete-sahip-cikin-artik.html</link>
		<comments>http://www.manhem.org/2008/03/cumhuriyete-sahip-cikin-artik.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Mar 2008 21:22:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Taşkıran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[çalıntı]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[esinlenme]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar günü]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.manhem.org/hayat/cumhuriyete-sahip-cikin-artik/</guid>
		<description><![CDATA[Önemli not: Bu yazı çok öncelerde yayınlanacaktı ancak önce YouTube yasağı, sonrasında Ergenekon operasyonları derken erteleye erteleye bir hal oldum. Hazır İlhan Selçuk&#8216;da serbest kalmışken, daha fazla arkada dursun istemiyorum, o nedenle yayına alıyorum. Dilerseniz kaale almayabilirsiniz. Şu haliyle bile oldukça güncelliğini yitirmiş durumda çünkü. Benimde bir dönem yolumun kesiştiği, ülkenimizin enteresan öğelerinden biri olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Önemli not:</strong> Bu yazı çok öncelerde yayınlanacaktı ancak önce <a href="http://youtube.com/" title="YouTube">YouTube</a> yasağı, sonrasında <a href="http://ntvmsnbc.com/news/439964.asp" title="NTVMSNBC: Ergenekon’da şok gözaltılar">Ergenekon operasyonları</a> derken erteleye erteleye bir hal oldum. Hazır <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0lhan_Sel%C3%A7uk" title="Wikipedi: İlhan Selçuk">İlhan Selçuk</a>&#8216;da <a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/440089.asp" title="NTVMSNBC: İlhan Selçuk, serbest bırakıldı">serbest kalmışken</a>, daha fazla arkada dursun istemiyorum, o nedenle yayına alıyorum. Dilerseniz kaale almayabilirsiniz. Şu haliyle bile oldukça güncelliğini yitirmiş durumda çünkü.</p>
<p><span id="more-534"></span>Benimde bir dönem yolumun kesiştiği, ülkenimizin enteresan öğelerinden biri olan <a href="http://www.cumhuriyet.com.tr/" title="Cumhuriyet Gazetesi">Cumhuriyet Gazetesi</a>,&#8221;Tehlikenin Farkında mısınız?&#8221; (<a href="http://www.youtube.com/watch?v=yjhZc_DjcQA" title="YouTube: Cumhuriyet Gazetesi 1">1</a>, <a href="http://www.youtube.com/watch?v=ViANv70KNJQ" title="YouTube: Cumhuriyet Gazetesi 2">2</a>) ve &#8220;Seçim&#8221;(<a href="http://www.youtube.com/watch?v=OGQt2FDhAEY" title="YouTube: İşte ana tv kanallarının yayınlayamadığı Cumhuriyet reklamı">1</a>, <a href="http://www.youtube.com/watch?v=wrZzeM21Q3Y" title="YouTube: İşte ana tv kanallarının yayınlamadığı Cumhuriyet reklamı">2</a>) reklamlarından sonra <a href="http://www.manhem.org/hayat/dunya-emekci-kadinlar-gunu/" title="Manhem: Dünya (Emekçi) Kadınlar Günü">Kadınlar Günü</a>&#8216;ne özel yeni bir seriyle çıktı karşımıza. Şöyle ki:</p>
<p>[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=wfbygWnBTqo[/youtube]</p>
<p>[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=HBDJzDGYveQ[/youtube]</p>
<p>[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=nJb7aBSGZZQ[/youtube]</p>
<p>Hiç kuşkusuz bu reklamlardan ilki çok dikkat çekici. Hani şu erkek sesiyle konuşan kadının bulunduğu reklam. Reklamın iyiliği, kötülüğü, güzelliği, mesajı, artık klişeleşmiş olması, zihniyeti vs. ayrı konular. Bunlar zaten yeterince <a href="http://www.bigumigu.com/haber.asp?hid=3066" title="Bigumigu: Cumhuriyet Kadını">tertışılıyor</a>. Ben daha başka bir yere takıldım. Reklam sonundaki malum Rutkay Aziz deyişinin bu seride değiştirilip Artık vurgusunun eklenmesine&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.manhem.org/2008/03/cumhuriyete-sahip-cikin-artik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya (Emekçi) Kadınlar Günü</title>
		<link>http://www.manhem.org/2008/03/dunya-emekci-kadinlar-gunu.html</link>
		<comments>http://www.manhem.org/2008/03/dunya-emekci-kadinlar-gunu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Mar 2008 15:34:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Taşkıran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar günü]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kültür]]></category>
		<category><![CDATA[sevgililer günü]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal bilinç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.manhem.org/hayat/dunya-emekci-kadinlar-gunu/</guid>
		<description><![CDATA[Bugün İstanbul trafiği bir çok merkezi noktada iflas etmişti. Taksim&#8217;i hiç böylesine kalabalık görmemiştim. Herkes bu durumun nedenini Dünya Kadınlar Günü&#8217;ne bağlıyordu. Seyyar satıcılar güller, aksesuarlar ve çeşitli hediyelik eşyalarla sevgilileri avlamaya çalışırkeni etrafta gördüklerim fazlasıyla Sevgililer Günü&#8216;nü çağrıştıyordu. Belki de hep böyleydi ben farkında değildim ama gördüklerim beni çok şaşırttı doğrusu. Son olarak birkaç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün İstanbul trafiği bir çok merkezi noktada iflas etmişti. Taksim&#8217;i hiç böylesine kalabalık görmemiştim.  Herkes bu durumun nedenini Dünya Kadınlar Günü&#8217;ne bağlıyordu. Seyyar satıcılar güller, aksesuarlar ve çeşitli hediyelik eşyalarla sevgilileri avlamaya çalışırkeni etrafta gördüklerim fazlasıyla <a href="http://www.manhem.org/hayat/sevgililer-gunu/" title="Manhem: Sevgililer Günü">Sevgililer Günü</a>&#8216;nü çağrıştıyordu. Belki de hep böyleydi ben farkında değildim ama gördüklerim beni çok şaşırttı doğrusu.</p>
<p>Son olarak birkaç arkadaş arayıp, &#8220;Kadınlar Günü&#8221;nü kutlamadığım için sitem edince dayanamadım. Buradan herkese naçizane ifade edeyim: Arkadaşlar, bugünün -her ne kadar sonradan tüm kadınlara mal edilse de (BM sağolsun)- çıkış noktası, dünyadaki çalışan ve ayrımcılığa tabi tutulan, hakkını aramaya kalkışıp da yanarak canveren kadınların anısıdır. Bu vesileyle tüm kadınların <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/8_Mart_D%C3%BCnya_Kad%C4%B1nlar_G%C3%BCn%C3%BC" title="Wikipedia: 8 Mart Dünya Kadınlar Günü">Dünya Emekçi Kadınlar Günü</a>&#8216;nü kutlarım efendim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.manhem.org/2008/03/dunya-emekci-kadinlar-gunu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgililer Günü</title>
		<link>http://www.manhem.org/2008/02/sevgililer-gunu.html</link>
		<comments>http://www.manhem.org/2008/02/sevgililer-gunu.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Feb 2008 08:16:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Taşkıran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kültür]]></category>
		<category><![CDATA[sevgililer günü]]></category>
		<category><![CDATA[sürpriz]]></category>
		<category><![CDATA[valentine's day]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.manhem.org/hayat/sevgililer-gunu/</guid>
		<description><![CDATA[Tıpkı doğum günleri ve diğer “özel günler” gibi sevgililer günü de bana göre değil(di bu yıla dek). Ama bu defa kendimi tüketim toplumunun bu popüler imgesine vermeyi göze alıyorum. Zira hayatımdaki insan bunu ve çok daha fazlasını hak ediyor. Benim için onunla geçen her gün, sevgililer günü gibi olsa da madem ki bir önem atfetmişler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.manhem.org/wp-content/uploads/2008/02/surpriz.png" alt="Sevgililer Günü" /></p>
<p>Tıpkı doğum günleri ve diğer “özel günler” gibi sevgililer günü de bana göre değil(di bu yıla dek). Ama bu defa kendimi tüketim toplumunun bu popüler imgesine vermeyi göze alıyorum. Zira hayatımdaki insan bunu ve çok daha fazlasını hak ediyor. Benim için onunla geçen her gün, sevgililer günü gibi olsa da madem ki bir önem atfetmişler bugüne; onun için ufak bir sürpriz olarak bu yazıyı giriyorum Manhem’e… Nice yıllara birtanem.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.manhem.org/2008/02/sevgililer-gunu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Steve Jobs&#8217;tan Hayat Dersleri</title>
		<link>http://www.manhem.org/2007/12/steve-jobstan-hayat-dersleri.html</link>
		<comments>http://www.manhem.org/2007/12/steve-jobstan-hayat-dersleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Dec 2007 18:41:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Taşkıran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[apple]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[steve jobs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.manhem.org/?p=511</guid>
		<description><![CDATA[Apple’ın patronu Steve Jobs, 12 Haziran 2005′te, Stanford Ünivesitesi’nin mezuniyet töreninde bir konuşma yapmış, dünyanın sayılı şirketlerinden birinin CEO&#8217;sunun gençlere önemli hayat derslerini içermesi itibariyle bu konuşma oldukça ses getirmişti. Daha önce hem orijinal halini dinlediğim hem de çevirisini önemli notlarım arasına aldığım bu konuşma eminim benim gibi bir çok kişiyi etkilemiştir. Sevgili Mehmet Çakır, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.manhem.org/wp-content/uploads/2007/12/sjobsstanford.jpg" alt="Steve Jobs Stanford Üniveristesi’nde" align="left" />Apple’ın patronu Steve Jobs, 12 Haziran 2005′te, Stanford Ünivesitesi’nin mezuniyet töreninde bir <a href="http://news-service.stanford.edu/news/2005/june15/jobs-061505.html" title="Stanford News Service: 'You've got to find what you love,' Jobs says">konuşma</a> yapmış, dünyanın sayılı şirketlerinden birinin CEO&#8217;sunun gençlere önemli hayat derslerini içermesi itibariyle bu konuşma oldukça ses getirmişti. Daha önce hem orijinal halini dinlediğim hem de <a href="http://www.macdunyasi.com/2006/08/03/steve-jobsin-unlu-stanford-konusmasi/" title="Mac Dünyası: Steve Jobs’ın ünlü Stanford konuşması">çevirisini</a> önemli notlarım arasına aldığım bu konuşma eminim benim gibi bir çok kişiyi etkilemiştir. Sevgili <a href="http://morketing.blogspot.com/" title="Morketing">Mehmet Çakır</a>, bu konuşmanın orijinal videosunu Türkçe altyazılı hale getirmiş. Kaçıranların veya tekrar izlemek/okumak isteyenlerin mutlaka görmesi gerektiğini düşünüyorum:</p>
<p><span id="more-511"></span>1. Bölüm:</p>
<p>[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=soO0YXhvVGk[/youtube]</p>
<p>2. Bölüm:</p>
<p>[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=LG6OqP_rKjs[/youtube]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.manhem.org/2007/12/steve-jobstan-hayat-dersleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

