Biz ortalıklarda yokken Internet ortamında bir Facebook kasırgası esti ki sormayın. Bizim sektörden medyaya, sokaktaki insandan pazarlama uzmanlarına dek herkes bunu konuşur/kullanır oldu. “Nedir?” diye soranların olmadığını düşünerek açıklamaya gerek duymuyorum. Benim takıldığım nokta Internet ile ilgili hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da temelsiz, desteksiz, komplo merkezli, uzaktan uzağa tenkit/haset merkezli yorumlar ve yaklaşımlar.
Bunun en belirgin örneğini yine sevgili medyamızda görebilirsiniz. Milyarlarca dolarlık medya devlerinin bol haneli maaşlı bilişim üstadı(!) yazarları, diğer Internet fenomenlerinde olduğu gibi önce bolca övüp, göklere çıkartıp, sonra işin parasal yönüne dair (zengin malı/züğürtçenesi ikilemi) yoğun irdelemeler yaptılar. Sonrada sıra tabii ki komple teorilerine geldi. Şu tür başlıklardan son zamanlarda bolca gördünüz değil mi: “Dikkat Facebook bilgilerinizi çalıyor!”
Beacon nedir bilmeden, olayı araştırmadan paranoyaklıkla girişmenin ne gibi bir açıklaması vardır? Halihazırda “Internet nedir?” sorusunun cevabından aciz bir çok medya köşesi zaten yoğun bir şekilde Internet hakkında tu-kaka(lama) yaparken, uzmanlık alanın bilişim olduğu ve bilinç düzeyini arttırıcı içerikler beklenen bilişimci yazarlarımızın bu cehaletine ne demeli? Bu bir marangozun mobilyaları kötülemesi gibi bir şey.
Girdiğiniz kaç sitesinde Google Analytics yüklü? Kaç kullanıcın tarayıcısında Google Toolbar var? Bunlarla Beacon mantığı arasında ne fark var? Ne zaman ezbercilikten ve cehaletten kurtulup olayların ve ürünlerin mantığını irdeleyeceğiz? Yediğimiz kaba tükürmenin manası nedir? At gözlüğü ile çevreye bakmak mantıklı bir şey midir? Bütün bu bilgi kirliliği ve ehliyetsiz ellerdeki yorumlar ile nereye kadar gideceğiz? Önce bu soruların cevaplarını vermeli. Sonra illa yapacaksak bindiğimiz gemiyi batırırız. Onu bile bilinçli yapmak lazım.
