Sansürünü Sevdiğimin Türkiyesi

Herşey birkaç gün önce e-posta adreslerine gelen yeni bir forward zinciriyle başladı. E-postayı gönderenler yeni bir “vatansever hareket” başlatmış; biz duyarlı ve ülkesini seven internet kullanıcılarını YouTube‘de yer alan “Atatürk’e Hakaret” içeren bir video’ya karşı eyleme çağırıyordu. Çok geçmeden işin aslı anlaşıdı. Bir Türk, “HOMOX STARTS…” adlı bir video ile bütün Yunanlıları gay ilan etmiş, atalarına da küfür etmişti. Muhtemelen bir Yunanlı da o videoya cevaben “Kemal Gay Turk” başlıklı video hazırlamıştı. Gerisini de biliyorsunuz zaten.

Konuyla ilgili tepkiler üzerine sözkonusu videolar kaldırıldı ama bizim vatansever ve milliyetçi gençler(!) yüzlerce video ile YouTube’de şimdiden arz-ı endam ediyorlar. Durumdan vazife çıkaranlar sadece onlar değildi tabii ki. Bu iki densiz ve cahil çocuğun arasındaki oyuna önce saf internet kullanıcıları, blogçular, sonra forward zincirlerinden malzeme çıkaran çeşitli gazete haberleri, köşe yazarları ve nihayet devlet katıldı. Bir savcının talebi ve mahkeme kararı üzerine Türk Telekom, Türkiye’den YouTube erişimini kaldırdı. Daha önceki benzer olaylarda olduğu gibi işgüzarlık, basitlik ve yüzeysellik bu “resmi işe”de damgasını vurmuştu. Ama bu defa sınıfta kalan yalnızca bürokrasi değildi, basın ve internet camiası’da ne yazık ki yapış yapış yüzeysellikle sıvanmıştı.

YouTube engellenir engellenmez, 24 saatten bile az bir süre içerisinde yukarıdaki internet kullanıcıları, blogçular, gazeteler ve köşe yazıları ağız değiştirip her zamanki popülist sansür yazıları yazmaya başladılar. Olay zaten komikti ama etrafında yayılan bu “sansür dalgası”nın ta Slashsdot‘a kadar ulaşması, durumu trajikomik bir hale sokmuştu. Olay sanal ortamda hem yerli hem de yabancı sitelerde öyle bir yayıldı ki sonunda aynı mecralarda “bakın yurtdışına da rezil olduk” yazıları çıkmaya başladı.

Sonunda YouTube engeli kaldırıldı, konudan söz eden herkes elindeki birbirinden çok farklı üç görüş içeren yazıyla kalakaldı. Nasreddin Hoca’nın deyimiyle “yorgan gitti, kavga bitti” ama bu olaydan ders çıkardık mı? Sanmıyorum. Sınfıta kala kala sınıflar geçilmez. Bu yüzeysellikten kurtulabilmek için durumdan vazife çıkarmak değil, durumdan ders almak gerekli.

Bu yazı ilginizi çektiyse bunları da okuyabilirsiniz:

“Sansürünü Sevdiğimin Türkiyesi” için 1 Yorum yapılmış.


  1. 1 Neydi La Bu Sitenin Adı? at Manhem
    18 Mart 2008 21:09 yazısı için Pingback tarafından yapılan yorum

Yorum yapın