Efendim nihayet uzunca bir zamandır aklımda olan ve sürekli sitemli mesajlara sebep olan çalışmayı gerçekleştirebildik. Eski Manhem’in bütün arşivini yeni Manhem’in arşivi ile birleştirdik. Bana kalsa gene çok daha uzun süreler ertelenecek olan bu işin arkasında becerikli asistanımız Seda var. Zira delirmedikçe veya ıssız bir adaya düşüp de bolca vaktim olmadıkça 492 yazı ve 821 yorum’u buraya aktarabileceğimi hiç sanmıyordum. Buna bazı yazıları elemek de dahil.
Tag Archive for 'manhem'
Efendim nihayet nekahet dönemini atlattım ve yeniden ayaklandım. Bu 20 günlük süreç zihinsel olarak oldukça iyi geldi. İlgilenen herkese çok teşekkürler. Dolmakalem‘in 1. yılının dolacağı (3 Nisan) gününe dair planlar ve sürprizler üzerinde çalışmalara başladım. Manhem’de artık eski sıhhatine kavuşacak kısmetse. Zihnim bana eski günlerle ilgili oyunlar oynuyor sürekli… Özlemişim buraları.
Uzun zaman oldu yazmayalı. “Neler oluyor?” diye soran bir çok mesaja buradan topluca cevap vereyim: Bu uzun aranın tek bir sebebi yok aslında. Birçok nedenden dolayı yazamıyorum son zamanlarda buraya. Bunların ilk aklıma gelenleri sırasıyla şöyle:
Hastayım: Yaklaşık 3 haftadır çeşitli hastalıklarla uğraşıyorum. Biri bitip diğeri başladı. Biraz perişan oldum ama yavaş yavaş toparlanıyorum. Çarşamba günü bir ameliyat geçireceğim, sonrasında herşey bitmiş olacak kısmetse.
Yoğunum: Hastalıklarla birlikte gerek işte, gerekse özelde kafamda binbir tilki dolaşıyor. Biriken işler, yapılması gerekenler, planlamalar vs. derken kendimden geçmiş bir halde günleri birbirine karıştırıyorum.
Kafam Karışık: Tüm bu hengame arasında yazı yazmaya vaktim olmamakla birlikte, başladığım bir çok yazıyı da yarım bırakıyorum. Çünkü konuyu bir türlü toparlayamıyorum.
Bezginim: Sanırım bütün bunların doğal bir sonucu olarak üzerime bezginlik çökmüş durumda. Özellikle de teknik konularda bir şeyler yazmak, çevrede dolaşan seviyesiz içerikleri gördükçe bana itici geliyor.
Toparlarsak: Evet gördüğünüz gibi bu uzun aranın bir çok sebebi var. Ama yazmaktan vazgeçmiş değilim. Zira yazmak benim için bir hastalık. Yazmazsam rahat edemiyorum. Bu aralar Dolmakalem‘e daha fazla vakit ayırıyorum. Orada yazmak daha çekici geliyor. Bir de tüm bunlar yetmiyormuş gibi Delifikir var başımızda tabii.
Yazılamayanları yazalım derken, esas yazacaklarımızı unuttuk sahi. Şaka bir yana köşe yazarlarını şimdi daha iyi anlıyorum. Ha akşam yazarım, ha yarın, ha şu proje bitsin derken not defterim dolup taşmış. Önümdeki satırlar çoğaldıkça daha bir ağırlaşıyor yük üzerimde. İyice siniyorum köşeme. Ama sitedeki ısrarlı takip ve gelen mailler, sonunda pes ettirdi. Aldım kalemi yine elime. 30′u aşkın notu yetiştirebilirmiyim bilmiyorum ama bir şekilde ucundan başlayacağız artık. Haydi bakalım!
Dolmakalem, Delifikir ve Manhem olarak Internet’in keyfi sansürlenmesine karşı bugün ekranlarımızı karartıyoruz. Internet yaşamdır. Yasakçı zihniyetin, yasaları hiçe sayarak yaptığı bu girişim yaşamamıza hakarettir ve biz yaşamamıza yapılan bu hakareti protesto ediyoruz.
Medeni olarak sitelerde tekzip, düzeltme gibi uygulamalara geçilmelidir. Bu anlayışın tüm Internet camiasında yerleşmesi ve ilerlemesi dileğiyle….
Dolmakalem | posta@dolmakalem.org
Manhem Blog | posta@manhem.org
Delifikir | posta@delifikir.org
Doludizgin geçen bir yıl ve yoğun “Merry Chrismas!” bombardımanından sonra sessiz sedasız bir şekilde yeni yıla giriş yaptım. Kulağımda Barış Manço’nun 40. Yıl‘ı ile düşüncelere dalmışken hayatımdaki yılların en önemlilerinden birinin 2005 olduğunu farkettim. Hayatımın bir çok dönüm noktasını bu yıl yaşadım. Geri dönüp baktığımda bunların ezici bir çoğunluğunun sevindirici gelişmeler olması beni ayrıca mutlu ediyor. Umarım bunlara yenileri eklenir 2006′da. 2006′nın bütün okurlarım için iyi şeylere gebe olması da ayrı bir temennim. Sektör açısından bakarsak:
+ Blog devrimi
+ Web 2.0
+ Google‘ın yükselişinin artarak sürmesi
+ Adobe & Macromedia evliliği
2005′teki önemli gelişmeler gibi gözüküyor. Burada blogların bilgi paylaşmında açtığı çığır ve patlamaya bir de Web Standartları’nın yine önemli ölçüde bloglar sayesinde Türkiye’de de adının geniş kitlelerce duyulması ve yeni projelerde umut vadedici gelişmeler yaşanmasını da atlamamak gerekiyor. Ayrıca doğum günümüzün yaklaştığı şu günlerde Manhem‘in 2005′te eş-dost grubundan çıkarak kemikleşmiş bir okur kitlesine sahip olması da notu düşülmesi gereken bir gelişme. Bu vesile ile Manhem’i vareden okurlarıma sonsuz teşekkürler, iyi yıllar.
Hayır yanlış yerde değilsiniz. Burası Manhem Blog. Görüntüsü değişti biraz. Bunca zaman sonra nihayet v8 yayında. Yapılacaklar listemde bir kaç eksik daha duruyor ama önemi değişiklikler de sözkonusu:
+ Tasarım ve logo değişti.
+ CSS tabanlı ve standartlara uyumlu bir kodlama yapıldı.
+ Yorumlar kısmı yenilendi: Beni hatırla fonksiyonu eklendi.
+ Yorum yazan arkadaşların isimlerinin yanında varsa web siteleri de yayınlanacak.
+ Altyapı tamamen yeniden yazıldı.
Eksik olan ve hala hazırlanan kısımlar ise şöyle:
Yazılarından bir çok şey öğrendiğimiz, bilgi ve tecrübelerini herkesle paylaşan bir çok kişinin zaman zaman büyük isyanlarına şahit olmuştum. Bunlardan bazıları öylesine kızmışlardı ki geliştirdikleri içerikleri tamamen yok edip sahneden çekildir. Bunlardan en son şahit olduğum isyan; ürettiği son derece kaliteli ve türkçe içerikle gönlümde taht kuran Altı Üstü Tasarım‘ın sahibi Mehmet Doğan’a aitti. Bu isyanlara hak versem de bazen neden bu kadar kızdıklarını anlamazdım.
Kendi yerimize geçtikten sonra ilk gözağrımız Blogspot adresini bırakmamış, orası için “Light Düşünceler” içerisine girmiştim. Hala da aklım hep orada. Eski arşivi silip de eniden yazmaya başladıktan sonra teknik ağırlıklı bir blog oldu burası. Zaman içinde okurlarım da buna alıştı. Artık buranın bir tarzı var ve dışına çıkamıyorum. Bazen eski zamanların yadigarı olan “İzlediklerim” veya “Dinlediklerim” bölümlerine yazdığımda bile tepki aldığım oluyor.
Şimdilerde ise içimdeki bu önlenemez hayata ve yaşananlara dair yazma isteği gittikçe çoğalmış bulunuyor. Fakat bir kararsızlık durumu var:
+ Yeni bir blog mu açmalı?
+ Manhem Light üzerinden mi gitmeli?
+ Var olan komunite bloglardan birine mi (Şapkalı A, Plasticwings gibi) yazmalı?
+ Ya da bu blogun içerisinde yeni kategoriler açarak yola devam mı etmeli?
Yorumlarınızı bekliyorum. Çünkü neyi nasıl yaptığım değil, sizin gözünüzden nasıl göründüğü benim için önemli. Bu siteyi kişisel bir günlükten alıp, bugünlere getiren sizlersiniz. Buna da siz karar verin.
National Geographic‘te bu ay Kafein konusunu okuduğum da yazılanlarla yaşadıklarımın pek örtüşmediğini düşünmüştüm. Zira bahsi geçen çeşit çeşit kahveler, çaylar, enerji içecekleri gibi mamülleri bolca tüketen biri olarak nedense bahsi geçen etkilerin bende olmadığını düşündüm hep. Ben her enerji içeceği içtiğimde bırakın canlanmayı, hayatımın en tatlı uykularını uyumuşumdur. Ama dün öyle olmadı.
Dün sabah saat 10 civarında içtiğim ve son olduğunu düşündüğüm Red Bull öyle bir etki yaptı ki gece 03:30′a kadar uyuyamadım. Ortaya da böyle bir sonuç çıktı işte. Arşiv Bölümü artık açık. Güle güle kullanın. Bu arada gerideki bir çok bug’da kalkmış oldu. Yandaki kutuların müsebbibi ise Zoque‘de yazan arkadaşların birbirinden güzel değerlendirmeleri. Yorumlarınıza göre şekillendirmeye devam edeceğim.
