Önemli not: Bu yazı çok öncelerde yayınlanacaktı ancak önce YouTube yasağı, sonrasında Ergenekon operasyonları derken erteleye erteleye bir hal oldum. Hazır İlhan Selçuk‘da serbest kalmışken, daha fazla arkada dursun istemiyorum, o nedenle yayına alıyorum. Dilerseniz kaale almayabilirsiniz. Şu haliyle bile oldukça güncelliğini yitirmiş durumda çünkü.
Bugün İstanbul trafiği bir çok merkezi noktada iflas etmişti. Taksim’i hiç böylesine kalabalık görmemiştim. Herkes bu durumun nedenini Dünya Kadınlar Günü’ne bağlıyordu. Seyyar satıcılar güller, aksesuarlar ve çeşitli hediyelik eşyalarla sevgilileri avlamaya çalışırkeni etrafta gördüklerim fazlasıyla Sevgililer Günü‘nü çağrıştıyordu. Belki de hep böyleydi ben farkında değildim ama gördüklerim beni çok şaşırttı doğrusu.
Son olarak birkaç arkadaş arayıp, “Kadınlar Günü”nü kutlamadığım için sitem edince dayanamadım. Buradan herkese naçizane ifade edeyim: Arkadaşlar, bugünün -her ne kadar sonradan tüm kadınlara mal edilse de (BM sağolsun)- çıkış noktası, dünyadaki çalışan ve ayrımcılığa tabi tutulan, hakkını aramaya kalkışıp da yanarak canveren kadınların anısıdır. Bu vesileyle tüm kadınların Dünya Emekçi Kadınlar Günü‘nü kutlarım efendim.
