
Efendim nihayet büyük gün geldi çattı: 2. Pazarlama Blogları Karnavalı’nda bu haftanın ev sahipliğini manhem yapıyor. Karnaval başladığından beri, herkes keyifli ve hoş karnaval resimleri ile kompozisyonlar yapıyor ve coşkulu yazılar yazıyorken, benim aklıma nedense hep meşhur Carnivale dizisi geliyor. Neyse konuyu dağıtmayalım efendim. Elimden geldiğince nitelikli yazıları seçmeye çalıştım. Kendi yorumlarımdan çok size okuyuculara bıraktım yorumu. Aralara da “nicelik” içeren yazıları serpiştirdim. Sürçü lisan edersek şimdiden affola.
Devamını oku ‘II. Pazarlama Blogları Karnavalı ‘09′
Yılın son çeyreğinde Türk Internet ve bilişim dünyası için oldukça hareketli günler yaşadık. Sektör açısından oldukça güzel ve heyecan verici haberlere her gün yenisi ekleniyor. Son birkaç haberde ağırlığı Mynet‘in alması dikkat çekici. Önce teknoloji yayıncılığının devi CNET.com’un Mynet ile lisans anlaşması yaptığı ve Türkiye pazarına geleceği duyuruldu. Internet dünyasının devlerinin Türkiye pazarına ilgi göstermesi açısından hayli önemli bir gelişme olan bu habere çok sevindim.
Devamını oku ‘Mynet Atağı’
Internet’in ilk yıllarında bu yeni dünyanın tanıtımı ve kitleler tarafından bilinirliğinin artması için The Net adlı bir film yapılmıştı (Türkçe adı: Internet’te Av). Film gişede pek başarılı olmasa da medyada ilgi görmüş, öyküsü nedeniyle de Internet’in daha ilk günlerden insanların yüreğine korku salması sağlanmıştı. Filmden yola çıkarak birbiri ardına şöyle başlıklar ve akabinde de çılgınca yorumlar gelmişti: “Internet’te av”, “Internet’te sörf”, “Internet’te seks”, Internet’te aşk”, Internet’te şiddet”, “Internet’te…”
İşte bu “çocukluk travması”nı bir türlü atlatamayan geleneksel mecraların yazarları; günden güne gelişerek büyüyen bu yeni medyayı önceleri küçümsediler, sonraları şaşırdılar, sonra sömürmeye ve tüketmeye, nihayet de kötülemeye başladılar. Zaman içinde bünyelerinde istihdam ettikleri bilişimci yazarların da -birkaç istisna dışında- konuya neredeyse onları aratacak derece de bihaber kalmaları yaşanan komediye şiddeti de ekler duruma geldi.
Web sektörünün hızla büyüdüğü ve umut verici gelişmelerin yaşandığı son bir kaç yıldır da yılmadan, ısrarla Internet’e karşı bir linç kampanyası sürüyor. Komplocular mı ararsınız, tu-kakacılar mı, düzeysizlikten dem vuran elitler(!) mi?.. Hakaretin bini bir para, bazı yazıları görünce yazarının psikolojisinde ciddi sorunlar olduğunu düşünüyorum. Hastalıklı ve hayli sıkıcı bir film izlemeye başladık anlayacağınız. Bunun son örneğini sabık PR’cılarımızdan Ali Saydam’ın Akşam’daki köşesinde görüyoruz:
Devamını oku ‘Internet’te Şeref’
Geçen yıl ilgiyle izlediğimiz Pazarlama Blogları Karnavalı’nın ikincisi bu yıl Cengiz Çatalkaya‘nın öncülüğünde Facebook‘ta başlıyor. Bilmeyenler için kısaca açalım: Karnaval, her hafta başka bir blogun evsahipliğinde gerçekleşiyor. Her blog sahibi kendisine ulaşan veya katılımcı bloglarda o hafta kendisinin gördüğü en iyi pazarlama yazılarını topluyor, sınıflandıyor ve kısa yorumlarıyla beraber blogunda yayınlıyor. Böylece okuyucular da o hafta tüm pazarlama bloglarından derlenmiş en iyi yazıları bir arada görüyor ve faydalanıyor. Geçen sene izlerken her hafta başka bir coşkuyla karşılanan bu heyecanlı aktivitenin, bu yıl 14 Ocak’ta Manhem ev sahibi olacak.
Devamını oku ‘Pazarlama Blogları Karnavalı 02′
Son birkaç gündür neredeyse tüm bloglar 1 Milyon’u tartışıyor. Sevenleri, sevmeyenleri, takdir edenleri var. Durum beni pek alakadar etmediği ve üzerime de vazife olmadığı için Manhem’de konudan bahsetmedik. Ama gidişat bir yerden sonra yine aynı noktaya geldi: Üstad Blogger’lar(!), ünlü yazarlar(!), etik değer savunucuları(!), para ve popüler kültür karşıtları(!), yine “bizim zamanımızda buralar…” havalarıyla Blog’ları, yazı yazma işini, alınan hitleri, reklamları kısacası Internet’i sahiplenme, bir “ağa” ve”ağabey” tavırlarıyla kulak çekme, hizaya getirme harekatına giriştiler.
Devamını oku ‘1 Milyon ve Blog Ustaları(!)’
Sevgili Onur, artık canına tak edenleri -aslında bir çoğumuzun hoşnut olmadığı ortak konuları- madde madde yazmış ve hoş bir şekilde tartıştırmaya başlamış. Bu hoş tartışmaya siz de katılabilirsiniz.
İşte “biraz eskimiş notlar”dan ilki: Sonunda Mac dünyasından birileri çıkıp, blog alemine giriş yaptı. Siteyi ilk gördüğümde yüzüme yayılan gülümsemeyi görmeliydiniz. Elbetteki Mac kullanan bir çok blogger var. Fakat Mac üzerine kaliteli, doyurucu ve “sıkı” yazılar yazan başak bir blog yok henüz (ya da ben bilmiyorum).
Bu açıdan Mac Dünyası oldukça doyurucu olabilir. Mac ile ilgilenenler, merak edenler, yeni başlamak isteyenler ve halen kullananlar için birebir. Üstelik bir de Forum’u var. Bir soluk -üstelik temiz- Mac havası isteyenlere tavsiye ederim.
Doludizgin geçen bir yıl ve yoğun “Merry Chrismas!” bombardımanından sonra sessiz sedasız bir şekilde yeni yıla giriş yaptım. Kulağımda Barış Manço’nun 40. Yıl‘ı ile düşüncelere dalmışken hayatımdaki yılların en önemlilerinden birinin 2005 olduğunu farkettim. Hayatımın bir çok dönüm noktasını bu yıl yaşadım. Geri dönüp baktığımda bunların ezici bir çoğunluğunun sevindirici gelişmeler olması beni ayrıca mutlu ediyor. Umarım bunlara yenileri eklenir 2006′da. 2006′nın bütün okurlarım için iyi şeylere gebe olması da ayrı bir temennim. Sektör açısından bakarsak:
+ Blog devrimi
+ Web 2.0
+ Google‘ın yükselişinin artarak sürmesi
+ Adobe & Macromedia evliliği
2005′teki önemli gelişmeler gibi gözüküyor. Burada blogların bilgi paylaşmında açtığı çığır ve patlamaya bir de Web Standartları’nın yine önemli ölçüde bloglar sayesinde Türkiye’de de adının geniş kitlelerce duyulması ve yeni projelerde umut vadedici gelişmeler yaşanmasını da atlamamak gerekiyor. Ayrıca doğum günümüzün yaklaştığı şu günlerde Manhem‘in 2005′te eş-dost grubundan çıkarak kemikleşmiş bir okur kitlesine sahip olması da notu düşülmesi gereken bir gelişme. Bu vesile ile Manhem’i vareden okurlarıma sonsuz teşekkürler, iyi yıllar.
Hemen şaşırmayın canım. Başlıkta demek istediğim şey farklı. Blog siteleri ile birlikte konuya odaklı bloglar yaygınlaştıkça aklıma gelen ve sürekli eksiklğini hissettiğim bir blog türü vardı: Tarih Blogları. Bu konuda tarihçi bir arkadaşımı ikna etmeye çalışırken geçenlerde inbox’ıma düşen bir mesaj beni nasıl sevindirdi anlatamam. Enes Reyhan, blogunda tarih üzerine oldukça keyifli ve doyurucu yazılar yazıyor. Üstelik 4 ana kategoride birden. Umarım sürekliliği olan bloglardan olur ve biz de bu güzel yazılardan mahrum kalmayız.
Kısa süreli nekahet döneminden sonra Plasticwings beyaz ve ferah bir arayüzle geri dönmüş. Hayırlı olsun.
Son Yorumlar