Bundan birkaç sene önce Macromedia, MX ürün ailesi ile birlikte “Rich Internet Applications” deyimini ilk ortaya attığında bazılarımız bu ilginç hayale burun kıvırmış, bıyık altından gülmüştü. Söz konusu kavram her ne kadar MX ürün ailesinin pazarlama stratejisinin ana sloganını oluÅŸtursa da zamanla ortaya çıkan bir çok proje, bu deyimi artık hayatımızın bir parçası haline getirdi. Åžimdilerde herkes Web 2.0′den, web standartlarından, eriÅŸilebilirlik, kullanılabilirlik gibi artık daha çok sektör/geliÅŸtirici odaklı deÄŸil, kullanıcı odaklı ürünlerden bahseder oldu. Aslında en başından beri doÄŸru olan buydu.
Her ne kadar Türkiye’de konuya iliÅŸkin belirgin bir sağırlık varsa da artık daha fazla vakit kaybetmeden sektördeki herkesin makine gibi düşünmekten insan gibi düşünmeye geçiÅŸ yapması zorunlu gibi gözüküyor. Digital Web Magazin‘de konu ile ilgili oldukça hoÅŸ bir makele var: Usability for Rich Internet Applications. Tavsiye ederim.
Bir insan hayatında zaman zaman hata yapabilir, yanılabilir. Ama onca zaman iyisiyle kötüsüyle vakit geçirdiÄŸi biricik RSS okuyucusu FeedDemon‘ı sırf ücretsiz, kolay kullanımlı ve hızlı diye yeni bir okuyucuya tercih edebilir mi? Sanırım ben bunu yaptım.
Peki FeedDemon ne yapar? Önce yeni versiyona update yapmayı ücretsiz hale getirir, sonra da daha ileri sürüm için öyle bir beta hazırlar ki yazarın ağzı açık kalır. Çünkü istediği özelliklerin kat kat fazlası bu sürümde bulunmakla birlikte denemesi de bedavadır. Denemek isteyenlere
duyurulur.
Google haberlerine yetiÅŸilemeyen günlerdeyiz gene. Önce Google talk ile GMail‘in harika entegrasyonu, sonra oldukça hoÅŸ bir kendi siteni kendin yap projesi. Belki eskiden de vardır ama en azından ben yeni keÅŸfettim. Google burada oldukça hoÅŸ kod istatistikleri yayınlıyor. Bu istatistiklerde gezinmek bana hem keyif hem de webin halihazırdaki durumu için oldukça ilginç fikirler verdi. siz ne dersiniz?
BaÅŸlık tuhaf oldu biraz biliyorum ama konuyu anlatınca siz de bana hak vereceksiniz. Site müdavimleri bilir: GittiGidiyor sponsorlarımızdan biridir. GeçtiÄŸimiz hafta sürpriz bir ÅŸekilde iLab Holding‘le evlendiÄŸi duyurulan bu güzide sponsorumuz artık iLab Holding iÅŸtiraklerinden biri. Eh çalıştığım firma da bir iLab ÅŸirketi. Böylece iLab, hem iÅŸverenim hem de reklamverenim olmuÅŸ bulunuyor.
Bu biraz “yumurta mı tavuktan?” ironisini çaÄŸrıştırsa da dikkat çekmek istediÄŸim nokta farklı. Bizim sektördeki herkes baÅŸarı hikayeleri konuÅŸmaya bayılır. Bu tartışmalar Amazon‘dan baÅŸlayıp, Google ile devam eder. Åžimdilerde ise 2001′de kurulmuÅŸ genç bir pazaryerinin iLab’ın yatırımlarından bir parça haline gelmesi popüler konu. Burada dikkat edilmesi gereken husus: ne yaptığınız deÄŸil, nasıl yaptığınızın önemli olması.
Tasarım, kodlama ve içeriğin bir e-bussines uygulaması için ne derece önemli olduğuna daha önceleri de değinmiştik. Son karşılaştığım bir araştırmaya binaen yarın bu konuya tekrar dönüş yapacağız kısmetse.
RSS’ler arasında dolaşırken, nerede gördüğümü hatırlamadığım ve daha yeni hem göze hem beyne hitab eden bir kaynaktan söz etmek istiyorum önce: Web Design Times. Åžimdi de oradan ulaÅŸtığım harika ve pratik ipuçlarıyla dolu bir yazı: Practical Usability Testing. Afiyet olsun.
Son dönemde Web 2.0 fırtınası ortalığı kasıp kavururken, konu ile ilgili olarak T.I.‘de konunun gurularından öncülerinden Tim O’Reilly‘in oldukça güzel ve uzunca bir makale serisi yayınlandı. Gözden kaçıranlara, faydalanmak isteyenlere, merak edenlere ve sektördeki herkese.
BiliÅŸim sekötüründe çalışanların karşılaÅŸtıkları her yerde mutlaka konuÅŸtuÄŸu kelimeler bunlar. BiliÅŸimcilerin iÅŸ hayatı ve hakları konusu zaman zaman buraya da taşındı. Bugün Fazla Mesai‘de çıkan bir yazı üzerine bu tartışmalar yeniden alevlenmiÅŸ gözüküyor. Genelde fikirler ÅŸu noktada buluÅŸuyor: “BiliÅŸim Çalışanları organize olmadığı müddetçe sektördeki ahlaksızlıkların deÄŸiÅŸeceÄŸi yok”.
Konu ile ilgili fkirlerimi daha önce başka ortamlarda da yazdım. Bu nedenle tekrar uzun uzadıya bunları yazıp, tartışmaya girmeyeceğim. Çalışanlarda gerekli bilinç ve hakkını arayacak cesaret olmadığı müddetçe bu konu uzun zaman daha tartışılmaya devam edecektir. Asla unutmayın: Haklar verilmez, onlar zaten sizin hakkınızdır. Ancak bazı durumlarda alınması gerekir.
Sitelerdeki meÅŸhur ya da sorunu ile ilgili tepesi atanların kurduÄŸu “Dahi Anlamındaki De Ayrı Yazılır!” organizasyonu bir dönem hepimizi tebessüm ettirse de, sitedeki “Utanç Tablosu” istatistikleri de bir o kadar düşündürmüştü. Benim daha farklı takıntılarım var. Özellikle “yalnız olma” durumunun yani adı üstünde; “yalınlığın” ifadesinin hep “YANLIZ” yani “yanılma” ifadesi ÅŸeklinde yazılması beni çıldırtan etkenlerden. Birde “her kiÅŸi” anlamındaki “herkes”in, “her defa” anlamına gelen “HERKEZ” ÅŸeklinde yazılması var ki o da beni kızdırmaktan ziyada çok güldürüyor. Çünkü ifade birden komikleÅŸiyor.
Kulakları çınlasın eski patronlarımdan biri, tüm yazışmalarında hep “HERKEZ” yazardı ve alabildiÄŸince ciddiye alınması gereken mailleri hep beni güldürür ve başıma bela olurdu. Bugün bir sitede yine “herkez” ifadesini görünce aklıma geldi ve bulduÄŸum sonuçları sizinle paylaÅŸayım dedim. İşte Türkçe sitelerde “herkez”in kullanımı ve “yanlız”ın kullanımı.