Burnumu sızlatacak derecede kitap kokusu duymayalı o kadar zaman olmuş ki. Önce Kabalcı‘da geçirdiğim bir yarım saat, sonrasında ise günahın başkenti Taksim‘deki muhtelif yerlerde saatlerce dolaşmak, özlediğim o kokuyu uzun bir süre yetecek şekilde tekrar ciğerlerime doldurdu.
Malcolm çalkalanmaları ile başlayan süreçte beni tekrar yazma isteğine sürükleyen; ne beklentilerimi boşa çıkaran sinema deneyimi ne de Nevizade‘deki sabahlamaydı. Buna sebep olan tek şey: o gözlerimi yaşartan “Kitap Kokusu”ydu.
