Bildiğiniz gibi buraya veda ettim. Artık yeni adreste yeni yazılarla arz-ı endam ediyoruz efendim. RSS adreslerinizi ve bookmarklarınızı güncellemyi unutmayın efendim.
Yeni adresimiz: http://fatihtaskiran.com
RSS Abonelik adresi: http://feeds2.feedburner.com/fatihtaskiran
Dile kolay… Tam 6 sene olmuş. Yıllardır tuttuğum günlükleri, yanına mesleki bilgilerimi, öğrendiklerimi ve tecrübelerimi de katarak, özet bilgiler halinde paylaşmak amaçlı yola çıkmıştım. Bunca zaman içinde Manhem’e dair hatıralarım inanılmazdır. Bu yazıyı yazarken her şey film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor. Benim için oldukça zor bir karar. Ama çocuğum gibi baktığım, büyüttüğüm bu güzel şeyi artık burada sonlandırmak istiyorum.
Devamını oku ‘Elveda’

28 yaşındayım… Hala çocuk yanlarım var biliyorum. Bugün yine sessizce köşesine çekilmiş ağlayan adam ben değil, o çocuktur. Bu karanlıkların hepsi bana ait. Tüm suçların kaynağı benim. Haytanın tekiyim ben. O çocuk masumdur.
O, birçok şeye ağlayacak kadar temizdi. Evet, ağlamaktan söz ediyorum. Hani şu zayıflık belirtisinden. İnsanın topluluk önünde çöküşüne neden olan eylemden. O böyle düşünmezdi. Bunları ben düşünürdüm. Hani şu “olgun” olan adam… O, gözyaşlarıyla ruhunu temizlerdi. Her zaman ağlayacak bir şeyler vardı onun için. Saflık ve temizlik ona göre kavramlardı. Bana göre değil.
Devamını oku ‘Ağlamak Güzeldir’
Bu yazı bir aşkın öyküsü aslında. Belki de ölene dek sürecek bir bağlılığın hikayesi. Çok öncelerden, çocukluğumdan başlayabilirim bu öyküye. Uzunca zamandır, tanıştığımı bilip de bir türlü adlandıramadığım bu kavramın adını ilk duyduğum an hissettiğim şeylerden… Öylesine yoğundu ki o sıralar içimdeki yalnızlık; kelimenin tam anlamıyla aşık olmuştum bu duyguya. Benim için vazgeçilmez bir şey olmuştu. Kendimle başbaşa kalmak, kendimi dinlemek, bana inanılmaz zevk veriyordu. İçimdeki boşluğun beni hızla içine çektiği dipsiz bir kuyu olduğunu anladığım o an, hayatımdaki devrimlerden biridir. Bu “yalnız kalmak” ile alakalı değil, “yalnız hissetmek” ile alakalı bir durum. Biraz anlatmaya çalışayım isterseniz.
Devamını oku ‘Bütün Yollar Yalnızlığa Çıkar’
Farkında olmasa da herkesin “hayat” dendiğinde anladığı şeyi özetleyen tek bir kelime vardır. Hayatın özüdür onun için. Hayat uçsuz bucaksız bir deniz ise, bu şey; o denizin en coşkulu ve aynı zamanda en dingin yerinin adıdır ona göre. Huzur kaynağı, yegane zevki, görünce yüzünün güldüğü, sahip olunca tüm dünyanın onun olduğunu hissettiren bir şey. Simyacı’da “Kişisel Menkıbe” de denir buna. Kimi için paradır bu, kimi için kariyer, kimi için statü, kimi için sanat… Liste uzar gider. Benim için bu kelime veya kavramın adı “kadın”dır.
Devamını oku ‘Hayatımın Kadınları’
Uzunca zamandır, bir FriendFeed fenomenidir gidiyor Internet camiasında. Bir çok faydayı bünyesinde barındıran bu harika araç; kimine göre arkadaşlarınızın internet üzerindeki yaşantısını kolayca takip edebileceğiniz bir ortam, kimine göre faydalı bir paylaşım platformu. Herkes kendi kişisel amaçlarına göre onu tanımlaya/kullanadursun, uzun zamandır beni farklı yönleriyle düşündürüyor FriendFeed. Klasik özelliklerinin yanısıra, ben FriendFeed’i gerçek hayatımızdaki kişiliğimizin (kişiye göre miktarı değişebilir) kısıtlanmış da olsa sanal ortama aktarımı olarak düşünüyorum. Belki de ilk defa bir sanal ortamın bunu sağladığı kanısındayım.
Devamını oku ‘İyi ki Varsın FriendFeed!’
Yaklaşık bir haftadır kaygı ile beklediğim gün sonunda geldi. Ama bu defa beklediğim gibi melankolik bir doğum günü geçiremedim. Çünkü bu defa bir önceki yazıda bahsi geçen harika insanlar önce bir gece yarısı sürprizi yaptılar. Sonrasında ise günboyu gelen telefon, mesaj, mail vb yollarla gelen kutlamalar beni iyice şımartır oldu. Üstüne bir de gelen inanılmaz güzellikteki çiçekler ve ofiste beklemediğim bir şekilde sıradışı kutlama partisi… Ayaklarım iyice yerden kesildi. Sanırım geçirdiğim en güzel doğum gününü yaşıyorum.
Bundan sonra sanırım doğum günlerimi; gelmesini bir türlü istemediğim, melankoli dolu günler olarak beklemeyeceğim. Tam tersine iple çekeceğim. Teşekkürler herkese! İyi ki varsınız ve iyi ki hayatımdasınız…
Koca bir yılı daha geride bıraktık. Yılbaşı günleri; benim geçici süre de olsa, tüm ruhumu işgal edecek melankolik bir sürecin başlangıcı olur. Yeni yıla girerken herkesin hissettiği coşku, sevinç, ümit karşımı o tatlı heyecanın tersine, içime ağır ağır çöken bir melankolik havanın etkisine girerim. Zira doğum günüm çok yaklaşmıştır ve ben bir yaş daha yaşlanıyorumdur. Bu nedenle yılbaşı gecelerim genelde biraz buruk geçer. Ama bu defa farklı duygular içindeyim.
2008 yılı benim için çok güzeldi. Hayatımın son birkaç yılında olduğu gibi bu yılda da çeşitli “dönüm noktaları” yaşadım. Yaşadığım çeşitli zorluklar ve sıkıntıların yanısıra, bolca ders aldığım, deneyimlerimi katladığım, keyif aldığım yüzlerce an ve insan ile dolu bir yıl oldu.
Friendfeed, twitter, Likemind, e-tohum ve benzeri organiazsyonlarda ya da değişik vesileler ile tanıştığım, şimdi hayatımın önemli parçalarından olan bu önemli insanlardan ve güzel anlardan burada uzun uzun bahsederek zamanınızı almak istemiyorum. Zira sayıları o kadar çok ve haklarında yazacaklarım için kelimeler o kadar yetersiz ki…
Yeni yıla hayatımda ilk defa; mutlu ve coşkulu girmemi sağlayan bütün dostlarıma, sevgili iş arkadaşlarıma ve “hayatımı değiştiren kadın”a sonsuz teşekkürler. Yeni yıl; hepimize sağlıklı, mutlu, huzurlu ve başarılı günler getirsin. Hep beraber, nice yıllara…

Tasarım, animasyon, ses ve grafik dünyasının heyecanla beklediği paket nihayet dün itibariyle trial download’a açıldı. Bir süredir Beta versiyonlarında yaptığım testlerde her zamanki duyguya kapılmıştım: Evet geliştirmeler var; güzel, ama yeterli değil. Biz tüketiciler giderek artan beklentilerle hep daha fazlasını istesek ve yapılanlar yeterli gelmese de Adobe, halen piyasadaki alanının en iyi yazılımlarını üretmeye devam ediyor.
Yeni CS4 sürümlerini deneyecekler için bol miktarda sağda solda inceleme yazısı çıkacaktır. Bu nedenle burada fazlaca detaya girmek istemiyorum. Kullandığım süre boyunca edindiğim izlenimlere göre özet olarak şunları söyleyebilirim:
- Programlar arası entegrasyon çok iyi bir düzeye ulaşmış. Birçok programı artık iç içe kullanabiliyoruz.
- Photoshop ile gelen 3D özellikleri oldukça fantastik gözüküyor.
- Dreamweaver’da eksikliği çekilen Code Navigator geliştirmeleri nihayet yapılmış. Artık kod yazmak daha zevkli hale gelmiş gözüküyor.
- Bütün artıları ve eksileri ile yeni CS4 paketi geleneklere aykırı davranmayarak bir ara geçiş sürecini oluşturuyor. Bir sonraki paket devrimsel olabilir.
Devletin sansür alışkanlığı Internet’e sıçrayalı bu ülkede o kadar trajikomik vakalar yaşandı ki; artık hiçbir şey bizi şaşırtamaz oldu. Ama sanırım giderek kendimizi aşıyor olmaıyız: çünkü olaya yeni bir boyut getirdik. Bu defa komedinin, öncekilerin boyutunu fersah fersah geçmesinin aktörleri ise mağdur olan kesim. Yani blogger ve web camiası. Bilmeyenler için olayın seyrini kısaca özetlersek:
Devamını oku ‘Sansür Komedisinde Son Perde’
Son Yorumlar